Nefes nefese kalmanın nedenleri ve çözümü
Kişinin genel sağlık durumu, anatomisi ve eğitimi gibi faktörlere bağlı olarak nefes alma hızları ve yoğunlukları arasında büyük farklılıklar oluşur. Dinlenme halinde genellikle solunum sayısı dakikada 12-18 arasındadır. Dünya sağlık teşkilatının tavsiye ettiği sayı 8-12 arasıdır. İdeal olanı 8 sayısının altına indirmektir. Hareket halinde olunduğu zaman solunum hacmi ve hızı artar.
Hareket halinde iken kas dokularında karbondioksit üretimi arttığı için kandaki karbondioksit seviyeside yükselir. Bazı atardamarlar karbondioksit artışına tepki gösterirler ve beynin sapında nefesi düzenlemekten sorumlu medulla yı uyararak solunumun hacim ve hızını otomatik artmasına sebep olurlar. Dinlenme halinde akciğerlere girip çıkan hava kapasitesi yaklaşık ½ litredir. Buna gel git hacmi denir. İsteğe bağlı olarak akciğerlere ilave hava çekildiğinde buna "tamamlayıcı" hava hacmi denir. Benzer şekilde yaklaşık 1/2 litre hava zorla akciğerlerden dışarı atılabilir ve buna da "bütünleyici" hacim derler. Bütünleyici hacim dışarı atıldıktan sonra da akciğerlerde yaklaşık 1/2 litre hava alır, buna da kalan hacim denir. .
Vücudun yaşamsal işlevlerini sürdürebilmesi için gerekli olan enerjiyi üretmesi işlemine respirasyon denir. Vücudun enerjisi vücutta yiyecek maddelerinden üretilen bir şeker tipi olan glikoz ile oksijenden oluşur. Bu enerjiyi meydana getirmek için oluşan kimyasal değişikler elliden fazla safhayı kapsar ancak bunlar aşağıdaki denklemle basitleştirilerek anlatılabilir.
Glikoz > oksijen > karbondioksit > su > enerji
Elli kadar ara safha başlıca iki kademeden oluşur. Birinci kademede ancak küçük miktar enerji meydana gelir ve ekstra oksijene gerek yoktur. Buna anaerobik (oksijensiz solunum) denir. Bu kademe sırasında biri laktik asit olan birçok ara madde meydana gelir. Fazla zorlanma yani ekstra enerjiye ihtiyaç duyulması halinde kaslara verilen oksijen miktarı yeterli seviyede tutulamaz. Bu da reaksiyonlar zincirinin ikinci kademesinin oluşmasına yol açarak başta laktik asit olmak üzere ara maddelerin meydana gelmesine sebep olur. Bu koşullarda oksijen verilmesi şarttır. Bu kademeye aerobik oksijenli solunum denir.
Çok daha fazla zorlanma durumunda kaslara verilen enerji başlıca anaaerobik şekilde sağlanarak laktik asit daha hızlı surette üretilir. Hızlı üretildiği için kaslarda laktik asit toplanması olur. Eğer fiziksel zorlanma devam ederse, asidin etkisini dengeleyecek kadar oksijen gelinceye kadar laktik asit kasların faaliyetini engellemeye ve enerji sarfiyatını sınırlamaya başlar. Yeterli oksijen gelinceye kadar kaslarda ağrı ve nefeste sıkıntı yaratarak hareketi engeller. Yetersiz oksijenle kaslar çalışmaya devam etmek zorunda olduğunda vücut oksijen borçlanmasına girer. Biriken laktik asidin dengelenmesi/ nötr hale getirilmesi için büyük enerji kaybı sonrasında bir süre sık ve fazla hava çekerek nefes almaya devam edilir. Bu hızlı nefes alma safhasına kendine gelme veya toparlanma süresi denir.
Sık sık ve çok kolaylıkla nefes nefese kalmak bir solunum yetersizliği durumudur. Nefes Teknikleri uygulayarak ciğer kapasitesini daha iyi kullanmak ve alınan nefesin hızlı ve yeterli oranda servis yapılmasının sağlamak gerekir.
Nefes teknikleri uygulamaları ile diyafram adalesi ve kaburga adaleleri aktif hale getirilerek ciğer hacmi ve hava alma kapasitesi geliştirlir. İç solunumun geliştirilmesi içinde nefes boşlukları yaratma ve nefes tutma çalışmaları yaptırılarak oksijen taşıyıcı hemeglobin sayısının artması için hemoglobin yapımını tetiklenir ve oksijen karbondioksit gazlarının değişim süreci olan diffizyon hızlandırılır.
Mustafa kartal